1. Elif, Lâm, Râ.
Hakîm ve Habîr olandan bir kitaptır ki bu, ayetleri önce muhkem kılınmış, sonra ayrıntılı hale getirilmiştir.

2. Ki başkasına değil, yalnız Allah'a ibadet edesiniz!
Kuşkusuz, ben size O'ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim.

3. Rabbinizden af dşleyin ; sonra da tövbe ile Yaratan Yüce Allah'a yönelinki
belirlenmiş bir süreye kadar sizi güzel bir nimetle nimetlendirsin ve her farklı derece sahibine hak ettiği
ödülü versin.
Eğer yüz çevirirseniz, o takdirde sizi büyük bir günün azabıyla korkuturum.

4.Yalnız Yaratan Yüce Allah'adır dönüşünüz.
Ve O, herşeye Kadîr'dir.

5. Dikkatle bakın!
Onlar O'ndan gizlenmek için göğüslerini bükerler.
Dikkat edin!
Onlar giysileriyle sarılıp sarmaladıkları zaman da Allah, onların gizlemekte olduklarını da açığa vurduklarını
da bilmektedir.
Çünkü Allah, göğüslerin içini çok iyi bilendir.

6. Yerde hiçbir debelenen yoktur ki, rızkı Allah'ın üzerinde olmasın.
Yaratan Yüce Allah'ın karar kıldığı noktayı da bilir, emanet edildiği yeri de.
Herşey, apaçık bir Kitap'tadır.

7. Yaratan Yüce Allah, odur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır.
Allah'ın tahtı da su üzerinde idi.
Böyle yapması, iş ve davranış yönünden hanginizin daha güzel olduğunu belirlemek için sizi denemeye
yöneliktir.
Sen, "Kuşkusuz, sizler ölümden sonra diriltileceksiniz!" dediğinde,
hainliğe batanlar hemen ve kesinlikle şöyle derler: "Bu apaçık bir büyüden başka şey değildir."

8. Eğer o hain ve isyankarlar dan azabı, belirlenmiş bir süreye kadar ertelesek, mutlaka şöyle diyeceklerdir:
"Onu erteleyen de ne?"
Gözünüzü açın, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir.
Ve alay edip durdukları şey, kendilerini sarmış olacaktır.

9. İnsana bizden bir rahmet tattırıp sonra o rahmeti ondan çekip alsak,
o insan elbette çok ümitsiz, çok nankör bir hale düşer.

10. Ve eğer ona, kendisine gelip çatan bir zorluk ve kederden sonra bolluk ve nimet tattırırsak,
hiç kuşkusuz şöyle diyecektir: "Tüm sıkıntı ve kötülükler benden uzaklaşmıştır."
Bu durumda o, bir sevinç şımarığı, bir kendini beğenmiş olur.

11. Sabredip hayra ve barışa yönelik inanc sergileyenler böyle yapmazlar.
Bunlar kendileri için bir yarlıgama ve büyük bir ödül öngörülen kişilerdir.

12. Belki de onlar sana "Ona bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya!"
Diyorlar diye göğsün sıkışıp daralarak, sana vahyedilmekte olanının bir kısmını terk etmeye kalkarsın.
Gerçek olan şu ki, sen sadece bir uyarıcısın.
Allah ise her şey üzerinde bir Vekîl'dir.

13. Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar!
De ki:  Eğer doğru sözlüler iseniz, öyleyse hadi onun benzeri bir sürese de siz getirin
Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın."

14. Eğer size cevap veremedilerse artık bilin ki o, ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir.
Ve O'ndan başka da ilah yoktur.
Artık müslüman oluyor ve Allah'a teslim oluyor musunuz?

15. Her kim iğreti hayatı ve onun süsünü isterse böylelerinin yapıp ettiklerinin karşılığını
kendilerine bu hayatta tam olarak veririz.
Onlar dünyada hiçbir eksiltmeye uğratılmazlar.

16.Öyleleridir ki bunlar, âhirette kendileri için ateşten başkası yoktur.
Sanayi olarak ürettikleri, orada işe yaramaz olmuştur.
Yapıp ettikleri de bâtıl hale gelmiştir.

17. Böyleleri şu kimse gibi olur mu:
Rabbinden bir kanıt üzerinedir, O'ndan bir tanık da kendisini izler.
Tanıktan önce de bir kılavuz ve rahmet olarak Mûsa'nın kitabı var.
Onlar ona inanırlar.
Hiziplerden onu inkâr edenin varış yeri ateştir.
Ondan asla kuşkuya düşme; o Rabbinden bir haktır ama insanların çokları inanmıyorlar.

18. Yalan düzerek Allah'a iftira edenden daha zalim kim var?
Onlar Rablerine arz edilecekler.
Tanıklar diyecekler ki: "İşte bunlardır Rableri hakkında yalan uyduranlar.
" Herkes duysun ki, Allah'ın laneti zalimler üstünedir.

19.O zalimler ki, Allah'ın yolundan alıkoyar, o yolu yamultmak isterler.
Onlar, âhireti de inkâr ederler.

20.Bunlar yeryüzünde kimseyi âciz bırakamazlar.
Allah'tan başka hiçbir dostları da yoktur.
Onlara azap kat kat verilecektir.
Hem işitmeye güçleri yetmiyordu hem de göremiyorlardı.

21. İşte bunlardır öz benliklerini hüsrana uğratanlar.
İftira için kullandıkları şeyler de kendilerini bırakıp kaybolmuştur.

22. Hiç kuşku yok ki bunlar, âhirette de hüsranın en beterine uğrayanlar olacaklardır.

23.Yaratan Yüce Allah'a inanıp hayra ve barışa yönelik işler yaparak
Rablerine içten bir bağlılıkla boyun eğenlere gelince, onlar cennet halkıdırlar.
Sürekli kalacaklardır orada.

24. Bu iki topluluğun durumu körle sağır, görenle işiten farkına benzer.
Örnek olarak bu ikisi bir olur mu?
Hâlâ düşünüp taşınıyor musunuz?

25. Yemin olsun biz, Nûh'u da toplumuna resul olarak göndermiştik.
"Ben sizin için açık bir uyarıcıyım." demişti

26. "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin.
Korkunç bir gününün azabına uğramanızdan korkuyorum." demişti de,

27. Toplumunun küfre sapanlarından bir grup kodaman şöyle konuşmuştu:
"Bize göre sen, bizim gibi bir insandan başkası değilsin.
Bakıyoruz sana, ayak takımımızın basit görüşlü insanlarından başkası ardına düşmüyor.
Sizin bize hiçbir üstünlüğünüzün olduğuna inanmıyoruz.
Aksine, sizi yalancılar sayıyoruz."

28.Nuh Peygamber dedi ki: "Ey toplumum!
Bir düşünün!
Ya ben Rabbimden gelen bir kanıt üzerindeysem;
katından bana bir rahmet vermiş de o rahmet sizin gözlerinizden saklanmışsa!
Siz ona tiksintiyle bakarken, biz sizi ona zorla mı ulaştıracağız?"

29. "Hem ben sizden buna karşı bir mal da istemiyorum.
Benim ücretim Allah'tandır.
Ama ben iman edenleri paylayıp kovamam.
Çünkü onlar Rablerine varacaklar.
Ama sizin cehalete batmış bir toplum olduğunuzu görüyorum."

30. "Ey toplumum!
Eğer ben onları paylayıp kovarsam, Allah'a karşı bana kim yardım edebilir?
Hâlâ düşünmüyor musunuz?"

31."Ben size demiyorum ki, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır.
Ben gaybı bilmem.
Ben bir meleğim de demiyorum.
Ama gözlerinizin horlayarak baktığı kişiler için, 'Allah bunlara hiçbir hayır vermeyecek' diyemem.
Onların benliklerinde neyin saklı olduğunu Yaratan Yüce Allah daha iyi bilir.
Başka türlü davranırsam kesinlikle zalimlerden olurum."

32. Dediler ki: "Ey Nûh!
Sen bizimle uğraştın, bizimle mücadelede çok da ileri gittin.
Eğer doğru sözlülerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir."

33. Nûh deki: "Onu size, dilediği takdirde ancak Allah getirir, siz de hiçbir engel çıkaramazsınız."

34. "Eğer Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size öğüt vermeyi gaye edinsem de öğüdüm size hiçbir yarar
sağlamaz.
O'dur sizin Rabbiniz ve O'na döndürüleceksiniz."

35. Yoksa, "Onu kendisi uydurdu." mu diyorlar?
De ki: "Eğer onu uydurmuşsam işlediğim suç benim aleyhimedir.
Ama ben, sizin işlemekte olduğunuz suçlardan sorumlu değilim."

36.Nûh'a şöyle vahyolundu:
"Toplumundan, daha önce inanmış olanlar dışında hiç kimse iman etmeyecektir.
Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma."

37. Vahyimize bağlı olarak gözlerimizin önünde gemiyi yap.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.

38. Nuh Gemiyi yapıyordu.
Toplumundan herhangi bir grup yanından geçtikçe onunla alay ediyorlardı.
Nûh dedi ki "Bizimle alay ediyorsanız, biz de sizinle alay edeceğiz.
Tıpkı sizin eğlendiğiniz gibi."

39. "Rezil eden azabın kime geleceğini, sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz."

40. Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca şöyle seslendik:
"Yükle içine her birinden ikişer çift canlı
ve aleyhinde hüküm verilen hariç olmak üzere aileni, bir de Allah'a inanmış olanları.
" Ama Nûh'la birlikte çok az bir kısmı iman etmişti.

41.Nûh dedi ki:
"Binin içine!
Onun akıp gitmesi de demir atması da Allah'ın adıyladır.
Benim Rabbim elbette ki Gafûr'dur, Rahîm'dir."

42. Nûh onlardan ayrı bir yerde duran oğluna seslendi:
"Oğulcuğum, bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma."
Oğlu cevap verdi: Bir dağa sığınacağım beni sudan korur.
Nuh dediki : Allah'ın merhamet ettiği dışında bu gün hiç kimse için Allah kararından kurtaracak yoktur

43. Gemi onları dağlar gibi dalgalar üstünde yürütüp götürüyordu
" Ve ikisi arasına dalga girdi de o, boğulanlar arasına katıldı.

44. Ve denildi: "Ey yer!
Suyunu yut ve ey gök, sen de tut.
" Ve su çekidi.
İş bitirilmişti.
Gemi, Cûdi üzerine oturdu ve haykırıldı:
"O zalimler topluluğu geri gelmez olsun!"

45. Bu arada Nûh, Rabbine yakardı da dedi ki: "Rabbim, oğlum benim ailemdendi!
Senin vaadin elbette haktır.
Sen hâkimlerin, hükmü en güzel verenisin."

46. Allah buyurdu: "Ey Nûh!
Oğlun, senin ailenden değildi.
Yaptığı, iyi olmayan bir işti.
Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme.
Cahillerden olmaman hususunda seni uyarırım."

47.Nûh dedi: "Rabbim!
Hakkında bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım.
Eğer beni affetmez, bana acımazsan hüsrana uğrayanlardan olurum."

48. Şöyle denildi:
"Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olanlardan diğer gruplara bizden bereketler ve bir selamla aşağıya in.
Bazı ümmetler de var, kendilerini önce nimetlendireceğiz sonra bizden acıklı bir azap hepsini
kucaklayacak."

49. İşte bunlar, sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir.
Bundan önce onları sen de bilmiyordun, toplumun da...
Artık sabırlı ol!
Sonuç, Allah'ın ipine sarılanlarındır.

50. Âd'a da kardeşleri Hûd'u gönderdik.
Peygamber Hud Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a kulluk edin.
Sizin O'ndan başka ilahınız yok.
Siz sadece uydurmalara bel bağlamışsınız."

51. "Ey toplumum!
Bu tebliğime karşılık sizden bir ücret istemiyorum.
Benim ücretim beni yaratandan başkasına düşmez.
Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?"

52. "Ey toplumum!
Rabbinizden af dileyin, sonra O'na yönelin ki üzerinize göğü bol bol göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın.
Günahkârlar olup da Allah'tan yüz çevirmeyin."

53.
Dediler ki: "Ey Hûd! Bize hiçbir kanıt getirmedin.
Senin sözünle ilahlarımızı terk edecek değiliz.
Zaten biz sana inanmıyoruz."

54. "Sadece şunu söylüyoruz: 'İlahlarımızdan biri seni kötü çarpmış.
" Peygamber Hûd dedi ki:
"Ben Allah'ı tanık tutuyorum, siz de tanık olun ki, ben sizin Allah'a ortak yaptıklarınızdan uzağım."

55."Yaratan Yüce Allah dışındaki tanrılarınızdan uzağım.
Hadi, hep birlikte bana tuzak kurun, bana hiç göz açtırmayın."

56.
"Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayanıp güvendim.
Hiçbir canlı yoktur ki O, onu perçeminden yakalamış olmasın.
Hiç kuşkusuz benim Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir."

57. "Eğer yüz çevirirseniz ben, bana gönderilen şeyi size tebliğ etmiş bulunuyorum.
Rabbim, yerinize başka bir topluluk getirir ve siz Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezsiniz.
Kuşkusuz benim Rabbim her şey üzerinde bir bilgi'dir; kollar ve gözetir."

58. Emrimiz gelince, Peygamber Hûd'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık.
Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.

59. İşte buydu Âd.
Rablerinin ayetlerine kafa tutup, Yaratan Yüce Allah'ın resullerine isyan ettiler.
Ve her inatçı zorbanın emrine uydular.

60. Bu dünyada ve kıyamet gününde arkalarına lanet takıldı.
Dikkat edin; Âd toplumu yaratan Rablerine nankörlük etmişti.
Dikkat edin, Peygamber Hûd'un toplumu olan Âd toplumu geri gelmez oldu.

61. Semûd' toplumuna da kardeşleri Sâlih'i gönderdik.
Salih Peygamber dedi ki: "Ey toplumum Allah'a kulluk edin.
Sizin O'ndan başka ilahınız yok.
Sizi topraktan oluşturan ve size orada ömür geçirten All.
Artık Yaratan Yüce Allah'tan af dileyin, Allah'a dönün.
Rabbim Yerce ve mekânca uzak olmayan ve bize çok yakındır; “Duaları, istekleri kabul eden”dir, bize
cevap verir."

62. Dediler ki: "Ey Sâlih! Sen bundan önce, aramızda aranan ve ümit beslenen bir kişi idin.
Şimdi kalkmış, atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmemizi mi yasaklıyorsun?
Gerçek şu ki biz, bizi çağırdığın şey hakkında kafaları karıştıran bir kuşku içindeyiz."

63.Salih Peygamber dedi ki: "Ey kavmim!
Hiç düşündünüz mü?
Ya ben Rabbimden gelen bir delil üzerindeysem, bana kendisinden bir rahmet sunmuşsa!
Bu durumda ben Allah'a isyan edersem, Allah'a karşı bana  kimse yardım edemez?
Sizin bana, yıkım ve hüsranı artırmak dışında bir katkınız olamaz."

64. "Ey toplumum!
İşte şu size, Allah'ın bir mucize olan devesi.
Rahat bırakın onu.
Allah'ın toprağında karnını doyursun.
Bir kötülük dokundurmayın ona.
Yoksa sizleri çok yakın zamanda bir azap yakalar.

65. Salih Peygamberin uyarısına rağmen deveyi yere yıkıp kestiler.
Sâlih Peygamber dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha nimetlenin.
Bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.

66. Emrimiz gelince Peygamber Sâlih'i ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle
ve O günün rezilliğinden kurtardık.
Senin Rabbin, evet Allah, Dayanıklı, güçlü ve zorludur , Mutlak surette güç, kuvvet ve şeref sahibi,
kendisine hiçbir varlığın gücünün yetmediği, aksine, dilediği her şeye gücü yeten,
emir ve iradesine kâinatta bulunan hiçbir varlığın karşı koymasının mümkün olmadığı varlık.'dır.

67. Zulme sapmış olanları o korkunç titreşimli ses yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş hale geldiler.

68. Sanki hiç hayat sürmemişlerdi orada.
Dikkat edin!
Semûd toplumu, Rablerine nankörlük etmişti.
Dikkat edin, Semûd toplumu geri dönmez olmuştur.

69. Yemin olsun, resullerimiz Peygamber İbrahim'e haber getirip "Selam!" demişlerdi.
İbrahim Peygamber de "Selam!" demiş, fazla beklemeden kızartılmış bir buzağı getirmişti.

70. Ellerinin o habercilere ulaşmadığını görünce onlardan kuşkulandı.
Ve kendilerinden korkmaya başladı.
"Korkma, dediler, biz Lût toplumuna gönderildik."

71. Orada dikilmekte olan karısı güldü.
Bunun üzerine ona İshak'ı ardından Yakup'u müjdeledik, .

72.  "Vay başıma, dedi. Doğuracak mıyım ben?
Kendim bir kocakarı, kocam bir ihtiyar. Gerçekten şaşılacak şey bu."

73. Elciler dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun?
Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir ey ev halkı!
Yaratan Yüce Allah Hamîd'dir, Mecîd'dir."

74. İbrahim'den korku gidip yerine müjde gelince, Lût toplumu hakkında bizimle tartışır oldu.

75. İbrahim Peygamber, gerçekten yufka yürekli bir insandı; herkes için ah eder, içini çekerdi, yalvarıp
yakarırdı.

76. "Ey İbrahim!
Bu halinden vazgeç.
Rabbinin emri gelmiştir.
Geri çevrilemez bir azap Lüt toplumunun enselerine binecektir."

77. Elçilerimiz Lût'a geldiğinde onlar için kaygılanmış, göğsü daralmış da şöyle demişti: "Bu, zorlu bir gün!"

78. Lût'un toplumu koşarak onun yanına geldi.
Bunlar daha önce de kötülükler yapmışlardı.
Lût dedi ki: "Ey toplumum!
İşte şunlar kızlarım.
Onlar sizin için daha temiz.
Allah'tan korkun da misafirlerim önünde beni rezil etmeyin.
İçinizde olgun bir adam yok mu?"

79. Dediler ki: "Senin kızlarında hakkımız olmadığını çok iyi biliyorsun.
Ne istediğimizi de çok iyi biliyorsun."

80. Lüt Peygamber dedi ki: "Ah, size karşı koyacak bir gücüm olsaydı yahut sağlam bir kaleye
sığınabilseydim."

81. Melekler Lüt Peygambere dediler ki: "Biz senin Rabbinin elçileriyiz.
Sana asla el süremezler.
Gecenin bir yerinde aileni götür.
İçinizden hiç kimse geri kalmasın; karın müstesna.
O, ötekilere çatan belaya çarptırılacaktır.
Onların azap vakti, sabah vaktidir.
Sabah da ne kadar yakın, değil mi?"

82. Nihayet emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik.
Ve üzerlerine, pişirilmiş çamurdan yapılıp istif edilmiş taş yağdırdık.

83. Rabbin katında damgalanmış taşlar.
Zalimlerden çok uzak değildir bu.

84. Medyen'e, kardeşleri Şuayb'ı göndermiştik.
Şuayb Peygamber dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a kulluk edin.
yaratan Yüce Allah'tan başka tanrınız yok sizin.
Eksik ölçüp yanlış tartmayın.
Sizi nimet ve bereket içinde görüyorum, ama sizin için sarıp kuşatan bir günün azabından da korkuyorum.

85.Şuayb Peygamber "Ey toplumum!
Ölçüyü ve tartıyı tam bir dürüstlükle yapın.
İnsanların eşyalarını tırtıklamayın çalmayın.
Yeryüzünde bozgunculuk yapmak için dolaşmayın.

86. Ben sizin üzerinize bir bekçi değilim.
"Eğer inananlar iseniz, yaratan Yüce Allah'ın bıraktığı kâr sizin için daha hayırlıdır.

87. Medyen toplumu dediler ki: "Ey Şuayb!
Namazın ve duan mı emrediyor sana 'Atalarımızın tapar olduğunu terk etmemizi
yahut mallarımızda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi?
Esasında sen; gerçekten yumuşak huylu, olgun bir insansın."

88. Şuayb Peygamber dedi ki: "Ey toplumum!
Ya ben Rabbimden bir delil almışsam ve bana, lütfundan güzel bir rızık vermişse!...
Size yasakladığım şeylerde, size söylediğimin aksine davranmak istemiyorum.
Gücüm ölçüsünde barış ve iyilikten başka bir şey de istemiyorum.
Başarım ancak Allah'ın desteğiyledir.
Yalnız Allah'a güvendim ben, yalnız Allah'a yöneliyorum.

89.  "Ey medyen toplumum!
Bana kafa tutmanız, sakın sizi Nûh kavminin
Yahut Hûd kavminin
Yahut Sâlih kavminin başlarına gelen
musibetle yüz yüze getirmesin.
Lût toplumuda de sizden pek uzak değil.

90. "Rabbinizden af dileyip Allah'a yönelin.
Rabbim Bağışlayan'dir, rahmeti sınırsızdır; Kullarını çok seven ve şefkat eden, çok sevgilidir."

91. Medyen toplumu dediler ki: "Ey Şuayb senin söylediklerinin bir çoğunu anlamıyor,
Biz seni aramızda zayıf bir adam olarak görüyoruz.
Hani, kabilen olmasa, kafanı taşla ezeceğiz.
Senin bize karşı hiç bir üstünlüğün yok.

92. Şuayb Peygamber dedi ki: "Ey toplumum!
Sizce kabilem Allah'tan daha mı güçlü ve onurlu!
Yaratan Yüce Allah'ı arkanıza atıp dışlanmış hale getirdiniz.
Rabbim, yapıp ettiklerinizi çepeçevre kuşatmıştır.

93. "Ey Medyen toplumum!
Elinizden geleni yapın, ben görevimi yapıyorum.
Yakında bileceksiniz rezil edici bir azabın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu!
Gözetleyin, ben de sizinle beraber gözetliyorum.

94. Emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla birlikte Yaratan Allah'a inananları bizden bir rahmetle kurtardık.
Zulmedenleri o yüksek titreşimli korkunç çığlık sesi yakaladı da öz yurtlarında yere çömelmiş hale geldiler.

95. Sanki hiç yurt tutmamışlardı orada.
Bakıp görün ki, Medyen toplumuda tıpkı Semûd toplumu gibi, dönüşü olmayan bir gidişle gitti.

96. Yemin olsun, Mûsa'yı ayetlerimizle ve açık bir kanıtla gönderdik;

97. Firavun'a ve kodamanlarına da emirlerimiz Musa Peygamber aracılığı ile ulaştırıldı
Ama onlar Firavun'un emrine uydular.
Oysaki, Firavun'un emri doğruya ve güzele ulaştırmıyordu.

98.
Kıyamet günü kavmine önderlik eder.
İşte onları suya götürür gibi ateşe götürdü.
Ne kötü varış yeridir o götürüldükleri yer!

99. Peşlerine lanet takılmıştır:
Hem burada hem kıyamet gününde ne kötü destektir o arkalarına takılmış olan!

100. İşte bunlar o kentlerin vede medeniyetlerin haberlerinden bir kısmı, anlatıyoruz sana.
Kimi hâlâ ayakta onların, kimi kökünden biçilip gitmiştir.

101. Onlara biz zulmetmedik.
Onlar kendi, kendilerine zulmettiler.
Rabbinin emri geldiğinde, Allah'ı bırakıp da yakardıkları ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.
İlah diye taptıkları şeyler onların sadece hasar ve hüsranlarını artırdı.

102. Rabbin zulme sapan kentleri ve medeniyetleri çarptığı zaman, işte böyle çarpar.
Allah'ın çarpması gerçekten korkunçtur, şiddetlidir.

103. Âhiret azabından korkanlar için bunda elbette ki bir ibret vardır.
O, insanları bir araya getiren bir gündür.
Görülesi bir gündür o!

104. Biz kıyamet gününü, sadece belirli bir süre için erteliyoruz.

105. Kıyamet geldiği gün hiçbir benlik, Allah'ın izni olmadan söz söyleyemez.
Onların bir kısmı bahtsız, bir kısmı mutludur.

106. Bahtsızlığa düşenler ateş içindedir.
Çok ıstıraplı bir soluyuş ve hıçkırışları vardır orada.

107. Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada hep kalacaklardır.
Rabbin, dilediğini öyle bir yerine getirir ki !

108. Mutluluğa erdirilenlere gelince, onlar cennettedirler.
Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar, hep orada kalacaklardır.
Kesintisiz bir lütuf olarak !

109. Allah'a hainlik,ve isyan inkar edenlerin kulluk etmekte oldukları şeyler yüzünden bir kuşku içine
girme.
Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar, hepsi bu.
Biz onların da nasiplerini hiç eksiltmeden hak ettikleri şekilde elbette vereceğiz.

110. Yemin olsun, Peygamber Mûsa'ya Kitap'ı verdik de onda da ihtilafa düşüldü.
Rabbinden bir kelime, önceden gelmiş olmasaydı, aralarında iş mutlaka bitirilirdi.
Onlar bunun hakkında, kafaları karıştıran bir kuşku içindedirler.

111. Hiç kuşkusuz, Rabbin hepsinin yaptıklarının karşılığını tam tamına kendilerine verecektir.
O, onların yapmakta olduklarından haberdardır.

112. Seninle birlikte tövbe edenlerle sende emredildiği gibi dosdoğru yürü
Sakın aşırılık edip azmayın!
Yaratan Yüce Allah yapmakta olduklarınızı görüyor.

113. Zulmedenlere karşı eğilim göstermeyin!
Yoksa ateş sizi sarmalar.
Allah'tan başka dostlarınız kalmaz, size yardım da edilmez.

114. Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namazı ve duayı yerine getir.
Güzellikler kötülükleri silip süpürür.
İşte bu, Allah'ı ananlara bir öğüttür.

115. Sabret!
Yaratan Yüce Allah, güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez.

116. Sizden önceki kuşakların söz ve eser sahibi olanları, yeryüzünde bozgunculuktan alıkoymalı değiller
miydi?
Ama içlerinden kurtarmış olduklarımızın az bir kısmı dışında hiçbiri bunu yapmadı.
Zulme sapanlar ise içine gömüldükleri servet şımarıklığının ardına düşüp suçlular haline geldiler.

117. Halkı iyilik ve barış sevenler olsaydı,
Rabbin o kentleri ve medeniyetleri zulümle helâk edecek değildi ya!

118. Eğer Rabbin dileseydi insanları elbette ki bir tek millet yapardı.
Ama birbirleriyle çekişmeye devam edeceklerdir.

119. Rabbinin rahmet ettikleri müstesna.
Allah, onları işte bunun için yaratmıştır.
Rabbinin, "Yemin olsun ben cehennemi, tümden insanlar ve cinlerle dolduracağım!" sözü tamamlanacaktır.

120. Resullerin haberlerinden, kendisiyle kalbini destekleyip sağlamlaştıracağımız her şeyi sana anlatıyoruz.
Bunun içinde sana hak gelmiştir.
Bunda, inananlar için bir öğüt ve hatırlatma da vardır.

121. İnanmayanlara de ki: "Yapabildiğinizi yapın, biz de işimizi yapıyoruz."

122. "Bekleyin, biz de bekliyoruz!"

123.  Göklerin ve yerin tüm gizli bilgileri Allah'a aittir.
Tüm iş ve oluş Allah'a döndürülür.
O halde Allah'a kulluk et,
O'na dayanıp güven!
Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.